Yol Filmleri Sevenin İzlemesi gereken 15 Yol Filmi


Bir gün bi "yol filmi" çekeceğim. Böyle ne kadar yerli yabancı sevdiğim parçalar varsa onlar OST'sini oluşturacak.

Film; Van'da bir kahvaltı mekanında başlayacak açılış sahnesi olarak. Sonra hep yolda devam edecek. Van'da fazla zaman kaybedilmeyecek. Sadece açılış sahnesi o. Hatta yola çıkıldıktan sonra van gölü canavarı gölden çıkıp tüm Van'ı ortadan kaldıracak. Bunu aracın dikiz aynasından göreceğiz ara ara. Van halkı adeta bir şaşkınlıkla "van minut" dediğiyle kalacak.

Filmin ismine henüz kesin karar vermedim ama şimdilik test ismi "van kahvaltısından suşi'ciye doğru..." olarak dursun. Ayrıca araçta en az 1 kedi olacak. Onur Ünlü filmleri tadında işte. Şimdilik böyle.

Ama benim çekeceğim filmi izlemeden önce siz mutlaka bu 15 yol filmini izlemelisiniz.

1- Into The Wild / 2007

1-  Into The Wild / 2007

Emory Üniversitesi’ni dereceyle tamamlayan Christopher McCandless bütün biriktirdiği parayı bağışlar ve kendisine macera dolu yeni bir hayat kurmak için Alaska’ya gider. Ailesini ve kendi adı dahil sahip olduğu her şeyi arkada bırakan Christopher, macerası sırasında hayata bakışını değiştirecek karakterlerle tanışır, birçok zorluk yaşar. Christopher’ı Alaska yollarında neler bekler? Yaşadıkları ona iyi gelir mi? İşte onu izleyip görün! Sean Penn’in yazıp yönettiği, Emile Hirsch’in başrolünde oynadığı Into The Wild, IMDB’de aldığı 8.2 notuyla en iyi “yol filmi” olmaya aday!


2- Wild / 2014

2- Wild / 2014

Cheryl Strayed isimli yazarın Wild adlı kitabından uyarlanan filmde, hayatındaki üst üste gelen felaketlerden sonra, yaralarını onarmak ve acılarını unutmak için bir kadının çıktığı 1100 mil uzunluğundaki doğa yürüyüşü (hiking) üzerine odaklanılıyor. Daha önce bu sporda hiçbir tecrübesi olmayan kadın, çıktığı bu yolculuk sayesinde iyileşmeye başlar…

3- Motorcycle Diaries / 2004

3-  Motorcycle Diaries / 2004

Küba devrimcisi Che Guevara, 1950’lerde henüz 23 yaşındayken motosikletle seyahate çıkar. Tüm Güney Amerika’yı en yakın arkadaşı Alberto Granado’yla birlikte gezer. İkili mezuniyetlerine kısa bir zaman kala kendilerine eğlence arar ve Arjantin, Şili, Brezilya ve Peru’yu kapsayan uzun bir maceraya çıkarlar. Başlangıçta birbirine paralel hedefleri olan ve güzel kızların peşinde olan Ernesto ve Alberto’yu, hayat bambaşka noktalara sürükler.

4- Her Şey Çok Güzel Olacak / 1998

4- Her Şey Çok Güzel Olacak / 1998

Her zaman bulunmaz o kadar candan müzikler, o kadar samimi ve doğal oyunculuklar. Son nefesini verdiğini sanırken, “Benzin döküp adam yakılır mı” diye soran Cem Yılmaz’ın o anı, her kuşağa nasip olmaz.

Her şey çok güzel olacak, uzun ve ince bir yol filmi; içinde Beyoğlu’nun rutubetli sokakları, Bodrum’a gitme coşkusu ve hayallerin bir anda yanıp kül olması anlatılan. Filme cuk oturan iki adam Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson, vitesi boşa alıp kayan o içten diyaloglar, en güzel müzikler ve bu kadar “en”i, bu kadar izlenesi kotarabilmiş bir yönetmen, Ömer Vargı. “Her şey Çok Güzel Olacak”, sağlam bir yol filmi. Hem asfalt ağlatan, hemen keskin virajlarda bile güldüren cinsten.

Filmin kendi kadar ünlü “Bu ne biçim hikaye böyle” klibini hatırlamayan yoktur, tasavvuf müziği sanatçısı Sami Özer sayesinde insanın kanına işleyen parça, Türk Sinemasının da en etkili film müzikleri arasında.

5- Walkabout / 1971

5- Walkabout / 1971

Filmde, Avustralya’nın ıssız çölllerinden birinde mahsur kalan genç bir kız ve onun küçük erkek kardeşinin hayatta kalma mücadeleleri sırasında karşılarına çıkan, gelenekleri gereği kabilesinden bir süreliğine uzaklaştırılarak tabiatın koynuna ‘gezinti’ye (walkabout) gönderilmiş bir Aborjin gencinden yardım görmeleri anlatılmaktadır. Filmin özgün adı da bu Aborjin geleneğinden kaynaklanmaktadı.

6- Eurotrip / 2004

6- Eurotrip / 2004

Birçoğumuz üniversitedeyken Interrail yapmayı başarmış olmasa bile en azından hayal etmiştir… “EuroTrip”, yazın kız arkadaşı tarafından terk edildikten sonra Almanya’daki mektup arkadaşını ziyaret etmeye karar veren bir Amerikalı ve arkadaşlarının Berlin’e ulaşmaya çalışırken kendilerini Londra, Paris, Roma ve Prag’da eğlence ve bela dolu olayların içinde bulmasını anlatan bir komedi. Ciddiyetten uzak, bir Hollywood gençlik komedisi olan Eurotrip’i biraz gülmek ve gençliğinize dönmek istediğiniz bir gece seyredebilirsiniz!

7- Sideways / 2004

7- Sideways / 2004

Sideways, karakter olarak birbirinden çok alakasız iki arkadaş olan Miles and Jack’in Kaliforniya bağlarına olan yolculuklarını anlatıyor.

Bir hafta sonra evlenecek olan Jack, arkadaşı Miles ile beraber “bekarlığa vedası” için birkaç günlük bir tatil yapmak ister. Şarap tutkunu olan Miles ile Jack, macera ve romantizm dolu bir yolculuğa çıkar. Orada tanıştıkları Maya ve Stephanie, onların bu keyifli yolculuğuna neşe katarlar. Sideways, her açıdan izlenmesi gereken rahatlatıcı, eğlenceli bir yol filmi!

8- Seven Years In Tibet / 1997

8- Seven Years In Tibet / 1997

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar’a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa’ya ulaşan Harrer’ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet’e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama’yla tanışır ve Tibet halkının Çin’den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer’ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.

9- Moonrise Kingdom / 2012

9- Moonrise Kingdom / 2012

Yazını geçirmek üzere bulunduğu izci kampından kaçan Sam ve onun planına uyarak evden kaçan Suzy, doğanın içinde, büyüklerden kaçarak çocukluk aşklarını yolculukları sırasında yaşamaya başlarlar. Saf aşkı anlatan senaryosuyla Moonrise Kingdom, size çocukluğunuzdaki günlere ve ilk aşkınızla yaşadığınız anılarınıza götürecek bir “yolculuk” filmi. Bruce Wills, Edward Norton, Tilda Swinton gibi başarılı isimlerin de oynadığı bu filmi, keyiflenmek, günün stresinden uzaklaşmak amacıyla seyredebilirsiniz.

10- Tracks / 2013

10- Tracks / 2013

John Curran’ın yeni filmi Tracks, Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından bir uyarlama. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

11- The Bucket List / 2007

11- The Bucket List / 2007

Milyoner şirket sahibi Edward Cole (Jack Nicholson) ile işçi sınıfına mensup araba tamircisi Carter Chambers’ın (Morgan Freeman) dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: “Tahtalı köyü boylamadan önce” hayatlarının kalan kısmını hep yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle farkında olmadıkları bir barışma ihtiyacı. Birlikte, hayatlarının araba seyahatine çıkarlar; ve bu süreçte dost olur, hayatı dolu dolu, içgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler. Her macera, listelerine yeni bir madde ekler.

12- Little Miss Sunshine / 2006

12- Little Miss Sunshine / 2006

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

13- Planes Trains Automobiles / 1987

13- Planes Trains Automobiles / 1987

Neal Page (Steve Martin) işten çıkmayı sabırsızlıkla bekliyordur, çünkü o gün bayramdır ve o uçak biletlerini ayırmış kendi evine gidecektir. İşten birazcık geç çıksa da yine de hava alanına ulaşması fazla uzun sürmeyecekdir. Ve işten çıkan Page hemen bir taksi aramaya başlar, pek taksi bulunmayan saatlerdir, Neal sonunda bir taksi bulur fakat bir anda bir adam (John Candy) aniden taksiye biner ve gider. Neal Page geç de olsa oraya ulaşır ve bir anda aynı adama yani Del Griffith`e havaalanında rastlar. Daha sonra aynı uçakta yan yana oturan ikili bir anda uçakta sorun çıkmasıyla inerler ve şimdi Neal Del`le birlikte türlü araçlar kullanarak eve ulaşmalıdır. Fakat tamamen uyumsuz olan ikilinin anlaşması zor olacaktır, Neal Page çok konuşmayan ve tek isteği eve gitmek olan birisi, Del ise karısını kaybetmiş ve hiç susmayan bir satıcıdır.

14- The Way / 2010

14- The Way / 2010

Aile, dostlar ve bu sürekli değişen karmaşık dünyada karşılaştığımız zorlukları anlatan güçlü ve ilham verici bir film. Martin Sheen, Saint James’in Yolu ismiyle de bilinen Camino de Santiago’da yürürken çıkan fırtına yüzünden ölen oğlunun cenazesini almak için Fransa’daki St. Jean Pied de Port’a gelen Amerikalı doktor Tom karakterini canlandırıyor. Tom eve geri dönmek yerine, oğlunun geziyi bitirme arzusunu gerçekleştirmek için tarihi yolculuğa çıkmaya karar veriyor.

Tom’un planlamadığı şey ise bu yolculuğun üzerinde bırakacağı etki. Çok fazla yürüyüş deneyimi olmayan Tom kısa bir süre sonra yolculuğunda yalnız olmadığını fark eder. Yol boyunca dünyanın dört bir yanından gelmiş birçok insanla tanışır. Bu insanların her birinin kendi problemleri vardır ve hayatlarında anlam arayışına çıkmışlardır. Bir Alman, bir Kanadalı ve bir türlü yazmaya başlayamayan İrlandalı bir yazar.

15- Under The Tuscan Sun (2003)

15- Under The Tuscan Sun (2003)

San Francisco’lu bir yazar olan Frances Mayes’in (Diane Lane) mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide, kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Boşanma süreci, Frances’i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir. Hatta, en yakın arkadaşı olan lezbiyen Patti bile, Frances’in bir daha artık kendini toparlayamayacağını düşünmektedir.



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları