Çanlar Sinema Sektörü İçin mi Çalıyor?

Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde yavaş yavaş 2017’nin bir çok sektör raporu önümüze düşmeye başlıyor. Tabi ki bunlardan bizi en çok ilgilendirenlerden biri sinema.

Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde yavaş yavaş 2017’nin bir çok sektör raporu önümüze düşmeye başlıyor. Tabi ki bunlardan bizi en çok ilgilendirenlerden biri sinema.

Box Office Mojo’nun raporuna göre 2017 yılı son 25 yılın en az sinema bileti satılan yılı imiş. Rapora göre 1 Ocak ve 31 Aralık 2017 tarihleri arasında dünya genelinde 1,239 milyar bilet satılmış. Bu sayı 2016 yılında ise 1,315 milyar. Son 25 yıl ortalaması ise 1,422 milyar.

Bu düşüşün sebebini sadece yaratıcı işlerin azlığı, çizgi roman furyasının sinema sektörünü işgal etmesine bağlamak akıl dışı olur. Sebepler çeşitli; örnek olarak insanların vakit geçirmek için artık çok daha fazla alternatifleri var, streaming servisleri, online film kiralama imkanları. Hatta geçen aylarda paylaştığımız bir söylenti blockbuster filmlerin vizyona girdikten 2 hafta sonra online olarak sunulacağını fakat fiyatının daha pahalı olacağı idi. Eski dönemleri göz önüne alırsak böyle bir çeşitlilik yoktu. Mesela 1992 yılının en çok hasılat yapan filmi Aladdin animasyonu idi. İnsanların az sayıdaki eğlencelerinden biri idi sinema.

Peki sinema zincirlerinin ve stüdyoların hiç mi suçu yok? Büyük sinema zincirlerinin orta vade planlarında seyircilerini arasında çaktırmadan dolaşarak telefonla konuşanları uyarma, hatta dışarı davet etmekle görevlendirilecek kişiler, sinema içerisinde yapılacak etkinlikler, promosyonlar gibi fikirler mevcut.

Peki ya seyirciler? Hiç orjinal iş çıkmıyor, ne varsa ya devam filmi ya tekrar çevrim diye çemkirmek işin biraz kolayına kaçmak oluyor. Şu an Amerika’da en çok hasılat yapan iki filmin biri yeniden çevrim, diğeri ise devam filmi. Star Wars: The Last Jedi ve Jumanji: Welcome to the Jungle. Stüdyolar yatıracağı paranın heba olmaması için garanti atlara oynarken seyirci de aynı taktiği uyguluyor.

Burada sinemanın geleceği adına endişe duyacağımız bir ikilem daha ortaya çıkıyor. Son yıllarda sıradan bir taktik olan; genç ve iyi iş yapmış yetenekli bir yönetmen bul, onu deli bir bütçeyle sarhoş et ve üzerinde dilediğin gibi hakimiyet sağla. Bu hakimiyetle yönetmenin tüm yaratıcı fikirlerini törpüle, garanti gördüğün şablonlara göre filmi yaptır ve sal piyasaya.

Size bilmem ama ben Memento gibi aklımızı alacak senaryoların havada uçuştuğu dönemleri çok özledim. Evet çizgi roman uyarlamalarını çok seviyorum, asla sıkılmam ama tüm piyasayı bu uyarlamalar mahvetmiş gibi açıklamalar yapan sinemacıları da asla samimi bulamıyorum. Fakat bir önceki yazımda (Apple’ın Netflix’i Alma Planları)  belirttiğim gibi maddi gücü yüksek stüdyoların karşısında sadece iyi fikirleri ile durmaya çalışan bağımsızlar ve küçük stüdyoların zamanla harcanacağı korkusu ile çizgi roman sevgim arasında ikilemde kalıyorum.

Nice iyi, yaratıcı, saygı uyandıracak filmlerde görüşmek dileğiyle.


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları