Marvel Studios 10 Yaşında - Phase One (Birinci Bölüm)

Bizim jenerasyon çocuk iken (yani yer kabuğunun daha yeni yeni soğumaya yüz tuttuğu dönemler) tek kanallı televizyonda yayınlanan ya da çok şanslı isek ailemiz sinemaya götürdüğünde izleyebildiğimiz filmler ile yetinmek zorunda idik. Kendimizce türlere isimler de koymuştuk. En çok sevdiklerimiz kovboylu, uzaylı, askerli ve Cüneyt Arkın’lı filmlerdi. Bu türlere Western, Bilim Kurgu ve Aksiyon filmi dendiğini çok sonradan öğrendik tabi. Ama Cüneyt Arkın her zaman Cüneyt Arkın bizim için.

 Bir diğer keyfimizde çizgi romanlar idi. Okuduğumuz sayıları sahafta ya da arkadaşlarla takas eder o büyülü dünyalarda yolculuğa devam ederdik. Tabi şimdiki gibi 52 bitti haydi Rebirth’e diye şıkır şıkır bir düzen ile takip mümkün değildi çünkü öyle bir yayın düzeni yoktu. O yüzden Çelik Blek ve Rodi’nin bir Kızılderili mezarlığında kırmızı urbalılar tarafından sıkıştırıldıklarında kaderleri ne oldu hala merak ediyorum.

 

Zaman zaman bu iki zevkimizi birleştirerek hayaller kurardık. Keşke bu kahramanları filmde izleyebilsek diye. Gerçi birkaç tanesini izleme şansımız olmuştu ama yerli Superman’i gördükten sonraki travmayı atlatmak oldukça zordu. Yanlış anlamayın, yerli olduğu için dalga geçiyor değilim. Aynı şekilde o zamanın Captain America, Örümcek Adam ve Hulk hatta Avengers’ı dahi aynı oranda travmatik idi.

 

Televizyon ve sinemada bir çok deneme yapıldı, bir çoğu çakıldı. Ta ki Marvel ‘’E aga biz neden kendi kahramanlarımızın filmlerini yapmıyoruz’’ diyene kadar.

 

Aynı zamanda yazımızın konusu da olan Marvel Studios bu fikiri Iron Man ile hayata geçirdi ve tam anlamıyla ortalığı dağıttı. Hem sinema sektörünü hem de Robert Downey Jr.’ın hayatını temelinden sarstı ve değiştirdi. Tabi o zamanlar phase’lerin, diğer kahramanların filmlerinin, dizilerin ilmek ilmek bir sinema evreni yaratacağından haberimiz yoktu. Gerçi kendilerinin haberi var mıydı ya da planları olsa dahi Iron Man gişede çuvallasaydı bu planların ne kadarı hayata geçerdi onu bilemiyoruz. Fakat 2008 tarihli Iron Man’in aşısı tuttu ve nur topu gibi bir Marvel Sinematik Evreni sahibi olduk. Filmler bittiğinde dahi rahat edemiyorduk, after credits sahneleri ise bir sonraki filme kadar bizi diken üstünde tutmaya yetiyordu.

 

Peki bu 1o yılda neler izledik, nelerin yolunu gözledik? Birlikte bir göz atalım.

 

 

 

IRON MAN (2008)

Dahi, milyarder, playboy ve hayırsever. Karşınızda Tony Stark. Marvel çizgi roman evreninin en zeki kişilerinden biri olan Stark izleyici ile ilk buluşmasında Afganistan mağaralarında bir ark reactor yapınca çizgiroman dünyasına hakim olmayanlar bir ufak afalladılar. Fakat bu şok kısa sürdü ve Iron Man olmak için doğmuş RDJ’ın performansı ile film geek olan ya da olmayan bir çok kişinin aklını başından aldı. 585 Milyon dolarlık hasılat da stüdyonun aklını başından aldı.

 

 

INCREDIBLE HULK (2008)

Marvel Sinematik Evreni’ne dahil olmayan ilk Hulk filmi Ang Lee’nin yönettiği ve başrolünde Eric Bana’nın oynadığı bir filmdi ve bence hakkı yenmişti. Sonraki versiyon ise kadro açısından resmen şampiyonlar ligi idi. Edward Norton, Tim Roth, Liv Tyler, William Hurt. Peki film nasıldı? Norton ve Roth’u çok seven biri olarak ben gayet memnun kalmıştım fakat çok fazla olumlu yorum alamadı film. 263 Milyon dolar gişe ile tabiri caiz ise stüdyoya ne umdurdu ne de buldurttu.

 

 

IRON MAN 2 (2010)

İlk filmin başarısı ile ikinci film zaten garanti idi, ama biraz üzdü. Marvel’in klasik sorunu olan zayıf başkötü sorunu bu filmde de devam etti. Mickey Rourke oyunculuk olarak rolün hakkını vermeye çalışsa da o da pek yeterli olmadı. Filmin bir diğer özelliği de ilk bölümde Terrence Howard’ın canlandırdığı Rhodey rolünü bu kez Don Cheadle devir aldı. Sebebi ise Howard’ın kendini vazgeçilmez sanarak talep ettiği astronomic ücret idi. Film yapımcılara 624 milyon dolar, bize de after credits’de Thor’u hediye etti.

 

 

THOR (2011)

Müthiş bir Chris Hemsworth ve oldukça iyi bir filmle karşı karşıyayız. Gülümseten espriler , Kenneth Branagh’ın harika Shakespeare göndermeleri ve Natalie Portman, daha ne olsun. Gerçi bu benim kanaatim ama geek dünyası benle pek uyuşmuyor sanırım ki film yerden yere vuruldu. Ama duvardan duvara vurulurken stüdyoya 450 milyon dolar kazandırmayı ihmal etmedi.

 

 

CAPTAIN AMERICA – THE FIRST AVENGER (2011)

İzleyen herkesin ortak cümlesi istisnasız ‘’Ya adamlar sırf Avengers’a zemin hazırlamak için film yapmış hee’’ idi ve haklılardı da. Cap’in nasıl doğduğunu, Hydra’yı ve Bucky’yi sundu bize film. Hatta Agent Carter’ı da. Stüdyoya da 370 milyon dolares hediye ederek bizleri sinema tarihinin o güne kadar görmüş olduğu en kalabalık çizgi roman uyarlamasını beklemeye davet etti.

 

 

THE AVENGERS (2012)

Bir geek olarak bu filme kötü dersem Odin beni taş yapar. Iron Man, Thor, Hulk, Cap, Black Widow, Hawkeye aynı takımda omuz omuza. Ah keşke Spidey de burada olsa yakarışlarımız ise o zaman imkansız gözüküyordu ama bu başka bir yazının konusu. Film gerçekten çok keyifli idi ve benim için en iyi sahnesi de Hulk’ın Loki performansı idi. Gişede de Hulk kadar yeşil ve dev bir performans sergiledi, tam 1,5 milyar dolar. Bu film ile de Phase 1 sona erdi. MCU’nun getirdiği ses ve filmlerin gişe başarısı uuzn vadeli planları, yani Phase 2 ve 3’ü mümkün kıldı.

 

Phase 2 ve 3 de sonraki yazılarımızda. Görüşmek üzere…


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları